Şirketlerin
Nefesi Daralıyor, Konkordato Kuyruğu Uzuyor
Enflasyon,
yüksek finansman maliyeti, daralan piyasa ve bozulan tahsilat dengesi
şirketleri mahkeme kapısına iterken, konkordatonun maliyeti de yüzde 30 arttı.
Peki ekonomi konkordatoyu mu artırıyor, yoksa konkordato ekonominin alarm zili
mi?
Bir
sabah şirket sahibinin masasındaki telefon çalar.
Arayan
banka değildir yalnızca.
·
Tedarikçidir.
“Ödeme
ne zaman?”
·
Bir başka telefon…
“Çekimizin
vadesi geldi.”
·
Bir e-posta…
“Kredi
limitiniz dolmuştur.”
Sonra
çalışanların maaşı, vergi borcu, SGK primi, kira, elektrik, doğal gaz,
hammadde…
Şirketin
bilançosunda belki hâlâ mal vardır, fabrika çalışıyordur, sipariş vardır,
müşteri vardır.
Ama
kasa susmuştur.İşte konkordato çoğu zaman tam da bu sessizliğin içinden doğar.
Ve
Türkiye bugün bu sessizliğin giderek büyüdüğünü gösteren ciddi bir tabloyla
karşı karşıya.
Konkordato
artık yalnızca bir hukuk meselesi değil
26
Ağustos 2026 tarihli ve 33352 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan “Konkordato
Gider Avansı Tarifesi” ile konkordato
sürecinde mahkeme veznesine yatırılması gereken gider avansı yeniden
düzenlendi. Yeni tarife, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 285. maddesine
dayanıyor ve tebligat, ilan, bilirkişi, konkordato komiseri, iflas ve kanun
yolu giderleri gibi kalemleri kapsıyor.[2]
Yeni
tarifede; Türkiye Ticaret Sicili
Gazetesi'nde yedi ilan için asgari 2.600 TL, bilirkişi için ilgili asgari ücret
tarifesinin üç katı, konkordato komiseri için aylık en az 3.380 TL üzerinden
beş aylık ücret, diğer iş ve işlemler için 1.690 TL,iflasa tabi borçlular için
ise 68.900 TL iflas gideri öngörülüyor. Ayrıca bildirilen alacaklı sayısının üç
katı kadar tebligat gideri ile diğer ilan ve posta giderleri de avansa dahil
ediliyor. [2]
Bir
yıl önceki tarifeye göre bu kalemlerde yaklaşık yüzde 30'luk artışlar söz
konusu.
İşte
tam burada insanın aklına şu soru geliyor: Enflasyon şirketleri konkordatoya
sürüklüyor; şimdi konkordatonun maliyeti de enflasyon nedeniyle mi artıyor?
Cevap:
Evet.
Ama
mesele bundan çok daha büyük. Çünkü burada aslında Türkiye ekonomisinin küçük
bir fotoğrafını görüyoruz.
Konkordato
kuyruğu neden uzuyor?
Konkordato
Bülteni'nin resmî ilan kayıtlarından oluşturduğu verilere göre 28 Temmuz
2025–24 Temmuz 2026 döneminde 5.372 doğrulanmış konkordato ilanı ve 3.042 tekil
dosya bulunuyor. Son 90 günde ise 1.192 ilan ve 1.014 tekil dosya kaydedilmiş.[3]
2026'nın
ilk aylarına baktığımızda da tablo dalgalı ama yüksek seyrediyor.
Ocak
ayında 464, Şubat'ta 423, Mart'ta 448, Nisan'da 503, Mayıs'ta 348, Haziran'da
438 konkordato ilanı görülüyor. Temmuz verisi ise 24 Temmuz itibarıyla kısmi
veri niteliğinde. [3]
Burada
çok önemli bir ayrıntı var: İlan sayısı ile tekil dosya sayısı aynı şey değil. Aynı
konkordato dosyası süreç içerisinde birden fazla ilanla karşımıza çıkabiliyor.
Bu nedenle ekonomik değerlendirme yapılırken “5.372 şirket konkordato ilan
etti” demek doğru değil.
Doğru
ifade:Son 365 günlük veri penceresinde 3.042 tekil konkordato dosyası
bulunuyor.
Bu
ayrım, rakamı küçültmek için değil; gerçeği doğru anlatmak için önemli. Fakat
rakamı nasıl okursak okuyalım, tablo küçümsenecek gibi değil. Bir ekonominin
gerçek fotoğrafı bilanço değil, nakit akışıdır
Türkiye'de
uzun süredir işletmelerin en büyük sorunlarından biri kârlılık ile nakit
arasındaki makasın açılması.Bir şirket kârlı görünebilir. Ama kasasında para
olmayabilir.
Neden?
Çünkü
100 liraya sattığı malın parasını 120 gün sonra tahsil ederken, aynı malı
üretmek için kullandığı hammaddenin parasını 30 gün sonra ödemek zorunda
kalabilir.
Aradaki
90 günün finansmanı nereden gelecek?
· Bankadan.
Peki
kredi faizi?
Yüksek.
·
Krediye erişim?
Zor.
·
Teminat?
Yetersiz.
·
Ticari alacak?
Vadesinde
gelmiyor.
İşte
işletmenin boğazına düğümlenen ilmek burada atılıyor.
Enflasyon yalnızca maliyetleri artırmıyor; işletme sermayesi ihtiyacını da büyütüyor.
Dün 10 milyon liralık stokla çevrilen işletme bugün aynı üretim hacmini sürdürebilmek için 20 milyon liralık işletme sermayesine ihtiyaç duyabiliyor.
·
Ciro büyüyor.
·
Bilanço büyüyor.
Ama
şirketin nefesi daralıyor.
Bunun
adı bazen kârsızlık değil; “finansman
krizidir.”
Konkordato
kötü bir kelimeye dönüştürülmemeli. Konkordato kelimesi Türkiye'de zaman zaman “iflas”,
“batış”, “borçtan kaçış” gibi algılanıyor.
Oysa
hukuki mantığı farklı. Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya
ödeyememe tehlikesi bulunan borçlunun, borçlarını belirli bir plan dahilinde
ödeyebilmesine ve mümkünse ekonomik faaliyetini sürdürebilmesine imkân sağlayan
bir hukuki mekanizma.
Dolayısıyla
her konkordato iflas değildir. Hatta bazı şirketler açısından konkordato, “iflasın
önündeki son kapıdır.”
Bir
anlamda şirket mahkemeye şunu söylüyor: “Beni bugün tasfiye etmeyin.
Üretmeye devam edersem borcumu ödeyebilirim. Bana zaman verin.”
Bu
nedenle konkordato sayısındaki artışı yalnızca “şirketler batıyor” diye
okumak kolaycılık olur.
Asıl
sorulması gereken: Neden yaşayabilecek şirketler bile nakit sıkışıklığı
nedeniyle mahkemenin kapısını çalıyor?
En
büyük tehlike: Zincirleme konkordato
·
Bir şirketin konkordatoya girmesi yalnızca o
şirketin problemi değildir.
·
Bir tekstil firmasının tedarikçisi vardır.
·
Tedarikçinin bankaya borcu vardır.
·
Bankanın karşısında başka bir şirket vardır.
·
Çalışanın ailesi vardır.
·
Devletin vergi ve SGK alacağı vardır.
Yani
bir şirketin ödeme yapamaması, ekonomide başka bir şirketin alacağını
ödeyememesine dönüşebilir.
Borç
ekonomide tek başına durmaz; el değiştirir.
Bir
halkadaki kopma diğer halkayı zorlar.Bu nedenle konkordato istatistiklerine
yalnızca hukukçuların değil, ekonomi yönetiminin de dikkatle bakması gerekir. Çünkü
konkordato sayısı aynı zamanda ekonomideki “ödeme zincirinin sağlığı
hakkında bir uyarıdır.”
Hangi sektörler alarm veriyor?
Son
365 günlük verilerde bireysel başvurular dışında faaliyet alanı belirlenebilen
şirketlerde gıda-tarım-hayvancılık “330 tekil dosya”, inşaat-yapı
“324”, metal-makine “324”, tekstil-konfeksiyon ise “268” dosya ile öne çıkıyor. Kimya-plastik-ambalajda
157, enerji-elektrikte 134, mobilya-orman ürünlerinde 92,
nakliye-lojistikte 91 dosya bulunuyor. [3]
Bu
dağılım bize önemli bir şey söylüyor:”Sorun tek bir sektörün sorunu değil.”
Üretimin
farklı damarlarında aynı basınç hissediliyor.
·
İnşaatta maliyet ve finansman baskısı.
·
Tekstilde küresel rekabet ve iç talep.
·
Metal ve makinede yüksek yatırım ve işletme
sermayesi ihtiyacı.
·
Gıdada maliyet ve fiyat baskısı.
·
Lojistikte akaryakıt, finansman ve tahsilat
dengesi.
Yani
konkordato dosyalarının arkasında birbirinden farklı hikâyeler var.
Ama
hikâyelerin ortak bir cümlesi bulunuyor: “Nakit akışım bozuldu.”
İstanbul'dan Ankara'ya yayılan alarm
Konkordato
Bülteni'nin son 365 günlük il verilerinde İstanbul “1.433 tekil dosya” ile ilk sırada. Ankara 623, Bursa 314,
İzmir 274 ve Antalya 218 dosya ile takip ediyor. [3]
Bu
rakamları yalnızca nüfus veya şirket sayısıyla açıklamak da yeterli değil.
Çünkü
İstanbul Türkiye'nin finans, ticaret ve şirket merkezlerinden biri. Ankara'da
ise kamu, savunma sanayii, hizmet ve farklı üretim alanlarının oluşturduğu
geniş bir ekonomik yapı bulunuyor. Bursa'nın
rakamı ise özellikle dikkat çekici.
Son 30 günlük dönemde Bursa'da 43 tekil dosya görülürken, önceki 30 günlük dönemde bu sayı 12 idi; Bülten'in hesabına göre artış yüzde 258. İstanbul'da da son 30 günde 102 tekil dosya ile önceki döneme göre yüzde 23 artış bulunuyor. [3]
Bunlar
tek başına ekonomik nedensellik kanıtı değildir.
Ama
alarm göstergesidir.
Ve şimdi konkordatonun da enflasyonu var
İşin
belki de en ironik tarafı burada. Şirket ekonomik sıkıntıya giriyor. Borçlarını
ödeyemiyor.
Konkordato
yoluyla nefes almak istiyor. Fakat bu nefesin de bir maliyeti var.Yeni
tarifeyle mahkeme veznesine yatırılacak gider avansı yeniden yükseliyor.
Üstelik avansın yetersiz kalması halinde yargılama sırasında eksik kısmın
tamamlatılması da mümkün. Kullanılmayan bakiye ise hüküm kesinleştikten sonra
iade ediliyor. [2])
Elbette
burada önemli bir hukuki denge var: Gider avansı, konkordatonun nihai
maliyeti değildir.
Tarifede
yer alan tutarlar, yargılama giderlerinin karşılanması için başlangıçta
yatırılması gereken avansı ifade ediyor. Bazı kalemlerin gerçek tutarı süreç
içinde değişebilir.
Fakat
ekonomik açıdan mesaj yine de çok açık:Enflasyon yalnızca şirketi konkordatoya
götüren yolu pahalılaştırmıyor; konkordato sürecinin kendisinin maliyetini de
yukarı taşıyor.
Peki ekonomi konkordatoyu artırdı mı?
Tek
cümleyle “Evet, bütün artışın nedeni ekonomidir” demek akademik olarak doğru
olmaz. Çünkü konkordatonun arkasında şirketin yönetim hataları, aşırı
borçlanma, yanlış yatırım, sektör koşulları, tahsilat sorunları ve şirket
özelindeki birçok faktör bulunabilir.
Ama
diğer taraftan;
·
Yüksek finansman maliyetini,
·
İşletme sermayesi ihtiyacındaki artışı,
·
Talep koşullarını,
·
Tahsilat vadelerinin uzamasını,
·
Maliyet baskısını
·
Ve konkordato verilerinin yüksek seyrini
görmezden gelmek de mümkün değildir.
Dolayısıyla
daha doğru soru şudur:Ekonomik koşullar konkordato baskısını artırıyor mu?
Veriler,
bu soruya güçlü biçimde evet dedirtiyor.
Asıl
tehlike konkordato değil, üretim kapasitesinin kaybıdır.Bir ülke için en kötü
senaryo, sorunlu şirketlerin konkordatoya gitmesi değildir.
Asıl
kötü senaryo; “yaşayabilir şirketlerin finansman sıkıntısı nedeniyle
üretimden kopmasıdır.”
Çünkü
fabrika bir kez kapandığında yalnızca makine durmaz.
·
İnsanlar işini kaybeder.
·
Tedarik zinciri kırılır.
·
Vergi matrahı azalır.
·
SGK primleri düşer.
·
Bankanın kredisi sorunlu hale gelir.
·
İhracat azalır.
·
Yatırım iştahı kaybolur.
·
Ve ekonomik küçülme, bilançodan sokağa
çıkar.
Bu
nedenle konkordato politikası yalnızca “alacaklıyı koruma” veya “borçluyu
koruma” tartışması değildir. **Üretim kapasitesini koruma meselesidir.**
Bir
şirketin son çığlığını duymak
Bir
şirket konkordato ilan ettiğinde gazetelerde bir ilan çıkar.
Bir
mahkeme dosyası açılır.
Bir
komiser atanır.
Alacaklılar
toplantıya çağrılır.
Rakamlar
yazılır.
Ama
o dosyanın içinde insanların hayatı vardır.Sabah fabrikaya giden işçi vardır.Yıllardır
aynı dükkânda çalışan esnaf vardır.Şirketine mal veren küçük tedarikçi vardır.O
şirketin çekini bekleyen başka bir işletme vardır.
Bazen
bütün bunların üzerinde bir aile vardır.
Bu
nedenle konkordato rakamlarına yalnızca soğuk istatistik olarak bakamayız.
3.042
tekil dosya, 3.042 muhasebe problemi değildir.Her dosyanın arkasında bir
ekonomik hikâye vardır.
Konkordato
ekonominin aynasıdır
Bugün
önümüzde duran tablo bize yalnızca konkordato hukukunun değiştiğini söylemiyor.Bize
ekonominin şirketlere ne yaptığını da anlatıyor.Yeni Konkordato Gider Avansı
Tarifesi ile maliyetlerin yeniden düzenlenmesi, enflasyonun adalet sisteminin
maliyetlerine kadar uzandığını gösteriyor. [2]
Konkordato
verilerindeki yüksek seyir ise şirketlerin önemli bir bölümünün borçlarını
çevirebilmek için zamana ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. [3]
O
halde artık konkordatoya yalnızca “kaç şirket battı?” sorusuyla
bakmayalım.
Şunu
soralım: Kaç şirket aslında üretmeye devam edebilecekken finansman yükü altında
nefessiz kaldı?
Çünkü
konkordato mahkeme kapısında görünür.
Ama
hikâye orada başlamaz.
Hikâye;
·
yüksek faizle,
·
uzayan vadelerle,
·
artan maliyetlerle,
·
bozulan tahsilatla,
·
eriyen işletme sermayesiyle
·
ve geleceğe duyulan güvenin azalmasıyla çok
daha önce başlar.
Bugün
şirketler mahkemeden bir mühlet istiyor. Aslında istedikleri yalnızca zaman
değil.
·
Biraz nefes.
·
Biraz güven.
·
Biraz finansman.
·
Biraz öngörülebilirlik.
·
Ve üretmeye devam edebilecekleri bir
ekonomik iklim.
Çünkü
bir ekonomide konkordato kuyruğu uzuyorsa, artık yalnızca şirketlerin
borçlarını değil, ekonominin neden bu kadar çok şirkete nefes borçlu hale
geldiğini de konuşmanın zamanı gelmiştir.
Şirketlerin
nefesi daralıyor.
Ve
ekonomi yönetiminin önündeki asıl soru şu: Bu nefesi daha pahalı hale getirmek
mi, yoksa şirketlerin yeniden rahatça nefes alabileceği bir ekonomi yaratmak
mı?
Kaynakça
[1]: https://konkordatobulteni.com/istatistikler?utm_source=chatgpt.com "Konkordato İstatistikleri 2026: Haftalık, İl ve Sektör Verileri | Konkordato Bülteni"
[2]:https://www.hukukihaber.net/konkordato-gider-avansi-tarifesi-2026?utm_source=chatgpt.com
"Konkordato Gider Avansı Tarifesi - Hukuki Haber"
[3]:
https://konkordatobulteni.com/istatistikler "Konkordato İstatistikleri
2026: Haftalık, İl ve Sektör Verileri | Konkordato Bülteni"

Yorumlar (0)