Bütün
kamuoyunda maddeler halinde sıralanarak şu kadar tutarlık tasarruf tedbirleri alınacak
ve alınmaktadır diye ilan edilmektedir. Önlemlerden şu kadar tasarruf edilecek
ve genel bütçeye yansıyacaktır. Böylece bütçe açığı azalacaktır yazıları basın
yayın organlarından eksik olmamaktadır.
Halbuki
bizim genel bütçemiz mecliste oluşturulurken ne kadar, hangi kaynaklardan
yıllık gelir elde edileceği ve bu kaynakların nerelere hangi tutarlarda
harcanacağı belirlenmektedir. Gelir ile karşılanmayan kısmın ise hangi araçlar
kullanılarak borçlanılacağı bütçede sunulmaktadır.
Böylece
genel bütçe eşitlenir ve bir gelir/ gider dengesi oluşur. Gelirlerle giderler
eşitlenir, olağan üstü bir gelişme olmaz ise bütçe bu denge içerisinde bir yıl
için sürdürülür.
Ancak
bizim ülkemizde hiçbir zaman bütçe oluşturulurken ortaya konulan ilkelere
uyulmaz, Cumhurbaşkanlığı kendine verilen yeki çerçevesinde ek borçlanmaya
gider, bu borçlanma ile eğer giderler karşılanmaz ise ek vergi kaynakları
konur. Bu vergilerde genelde dolaylı vergi niteliği taşıması nedeniyle halkın
cebine dokunur.
Tasarruf,
ekonomide tutum anlamındadır. Tutum ise para veya herhangi bir şeyi dikkatli
kullanma, idareli tüketme anlamındadır. Halkın, hükümete (Cumhurbaşkanı’na)
verdiği yetki gereği, sahip olduğu kaynakları halkın yararına tutumlu bir
şekilde kullanmasını sağlamak üzere, emanet ettiği paralardır.
Harcamalardan
tasarruf edilmesi kararı alınıyor ise hem kaynakların iyi kullanılmadığı hem de
harcamaların yerli yerinde ve etkin bir şekilde kullanılmadığının ilandır.
Bunun
en tipik örneklerinden biride şirketlere ve gerçek kişilere verilen teşvik,
istisna ve muafiyetlerdir. Milli
bütçeden desteklenen şirketlerin yatırımları etkin bir şekilde kullanılıyor mu?
İstisna ve muafiyetler yerli yerinde harcanıyor mu? Devletin vermiş olduğu bu teşvikler, etkinlik
çalışması ve denetim raporlarıyla kamuoyunun bilgisine sunulmuyor.
Şirketler,
kuruluş amaçlarından daha çok ortaklarının kısa sürede zengin olmasının
araçları haline gelmektedir. Kamusal fayda üretmesi için desteklenen şirketler
daha çok kısa sürede sahipleri açısından zenginleşmenin araçları haline
dönmektedir.
Bu
kanıya nereden varıyoruz. Bir ölçü olması açısından ülkemizde kurulan
şirketlerin yaşama sürelerine bakmak sınırlıda olsa bir fikir veriyor. Gerçi bu
konuda da doğru dürüst bir araştırma bulunmamaktadır. Ancak yapılan çalışmalar
bu sürelerin katma değer yaratmada çok da uzun olmadığı varsayılmaktadır. Varsayılmaktadır diyorum çünkü şirketlerin
yaşam ömürlerine ilişkin kapsamlı bir istatiksel veri bulunmamaktadır. Birçok
açıklama ve veriler olmasına karşın, bunların hiçbirinin bilimsel bir çalışmaya
dayanmadığı ve sonuçlarının da tatmin edecek bilgiyi sunmadığı görülmektedir.
Yine
de bu çalışmalardan bir örnek vermek gerekirse; Ülkemizdeki tüm anonim
şirketlerin ortalama ömürleri, 2006 yılında 14,6 yıldan 2014 sonu itibariyle
9,9’a indiği, ayrıca limited şirketlerin ortalama ömürleri ise 2006 yılında
11,9 yıldan 2014 sonu itibariyle 9 yıla düştüğü görülmüştür. (Dr. Rıdvan YAKA-ŞİRKETLERİN
ÖMRÜNE DAİR DOĞRULAR VE YANLIŞLAR- ÇEVRİM İÇİ: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1482301
22.06.2024)
Bu
çalışma da gösteriyor ki; kısa bir ömürle kurulan şirketlerin yatırım yapmak,
katma değer ve istihdam üretmek için yeterli ömürleri bulunmamaktadır. Devletin
sağlayacağı kaynakları ne kadar dikkatli bir şekilde kullanması gerektiği de
kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Yatırım teşviği verilen ve verilecek
kurumların daha işin başındayken çok yönlü bir etki değerlendirme denetimine
tabi tutulması, kaynakların boşa heba edilmemesini sağlayacaktır.
Birçok
sektörde ortaya çıkan ve kamuoyunda zombi şirket olarak adlandırılan
şirketlerin yüksek enflasyon dönemlerinde sayılarının daha da artacağı, iflas
ve konkordatoya gitme durumlarının yüksel olacağı düşünülmelidir.
Birleşme,
devir ve bölünme aracılığıyla birçok zombi şirketin Katma değer Vergisini
haksız yere kullandığı istisna, muafiyet ve teşviklerden beklenen faydanın
sağlanamadığını göstermektedir. Yeni hazırlanıp meclise sunulan vergi paketi
taslağından da bu durum görülmektedir.
Yorumlar (0)