Bölüm II
Kıdem tazminatı değişirse, sadece bir ödeme sistemi değişmez; çalışma hayatının dengesi değişir.
Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi tartışılırken asıl mesele, çalışanın yıllar boyunca biriktirdiği kıdem hakkının nasıl korunacağıdır.
Çünkü kıdem tazminatı, işveren için bir maliyet; çalışan için ise emeğinin geleceğe bırakılmış güvencesidir.
2-
Kıdem Tazminatının Son Şekli Ve Hak Etme Koşulları
Kıdem
tazminatı üzerinde yoğun tartışmalar bulunmasına rağmen “iş sözleşmesi belirli
hallerde sona eren işçiye ( veya mirasçısına) duruma göre aynı veya farklı
işverenler nezdindeki hizmet süreleri dikkate alınarak ödenmesi gereken bir
para miktarıdır”(1) şeklinde tanımlamaktadır. İş kanunundaki
hallerden biri ile” iş sözleşmesi sona erer ve kanunda öngörülen en az sürenin
üstünde çalışmış olan işçiye veya ölümü halinde kanuni mirasçısına, işveren
tarafından ödenen ve miktarı işçinin çalışma süresi ve ücretine göre belirlenen
paradır.”(2) Konuyla ilgili düzelmelerden kıdem tazminatının tanımı açısından
varılacak sonuç bu olmaktadır. Ancak yine de mevcut hukuk sistemi içerisinde
her kıdem tazminatının her iş ilişkisinin sona ermesinde sonuç doğurmayacağını
da belirtmek gereklidir.
Bugünkü
yasal düzenlemeler çerçevesinde 1475 sayılı iş kanunu ( İş K.14), Deniz İş
kanunu (Deniz İş K.20) ve Basın iş Kanunu (Bas.İş K.6) düzenlenmiş, Borçlar
kanununa tabi iş sözleşmelerinde (BK. 313vd.) kıdem tazminatı kurumuna yer
verilmemiştir. İstenirse borçlar kanunu hükümlerine göre bir sözleşmesel bir
kıdem tazminatı getirilebilir. Engelleyici bir durum bunun için yoktur.
Burada
belirtmek gerekir ki kıdem tazminatına ilişkin 1475 sayılı mülga iş kanunundaki
hükümler sadece 4857 sayılı iş kanunun kapsamına giren işçiler hakkında
uygulanır.
3-
Kıdem Tazminatının Koşulları
Kıdem
tazminatına hak kazanmanın ilk koşulu iş sözleşmesine dayalı bir çalışmanın
varlığıdır. İş yaşamında kıdem tazminatına hak kazanabilme her durumda kabul
edilmemiş, bunun olabilmesi için yasa bazı aranan koşulların yerine gelmesine
bağlamıştır. Kıdem tazminatı için aranan koşulların tümünün birlikte
gerçekleşmesi zorunludur.
Kıdem
tazminatının ödenebilmesi için sözleşmenin belirli veya belirsiz yapılmasının
bir önemi yoktur. Bununla birlikte belirli süreli iş sözleşmelerinde sürenin
dolması halinde işçi kıdem tazminatı almaya hak kazanamaz.
Kıdem tazminatı hükümleri süreksiz iş sözleşmesi ile
çalışan işçiler için uygulanamaz.( İş K. 10/2)
İşçinin
kıdem tazminatı almaya hak kazanabilmesi için kanunda öngörülen durumlardan
birinin sağlaması ile sona ermelidir.
Mevcut
yasal düzenlemeler incelendiğinde kıdem tazminatına hak kazandıracağı kanunen
öngörülen hallerin “sözleşmenin kendiliğinden son bulduğu haller”, ve “fesih
halleri” ile “tartışmalı haller” den ibaret olduğu
söylenebilir. (3)
a)
Sözleşmenin Kendiliğinden Son Bulduğu Haller
aa)
İşçinin ölümü
ab)
Geminin kaybı ve Terki – ( Deniz İş. K)
b)
Fesihle Sona Erdirme
ba)
İşçinin Feshi
baa)
İş K. 24 uyarınca Fesihlerde
bab)
Diğer Derhal Fesihlerde
bb)
İşverence Fesih ( Ahlak ve İyi niyete Aykırılığa Dayananlar Dışında Bütün
Fesihlerde
c)
Tartışılanlar ( Sendikalar K.29,1475sy.İş K.14/IV, İş K.31)
3.1-
İş Sözleşmesinin Fesih Olmaksızın Sona Ermesi
Fesih
dışındaki sözleşmenin son erme hallerinden sadece işçinin ölümü kıdem
tazminatına hak kazandırır. Yasa koyucu işçinin ölmesi nedeniyle sözleşmenin
sona ermesi kanuni mirasçılarına kıdem tazminatı ödeneceğini emretmektedir.
İşçinin ölümü ile ölüm karnesi hali ve kayıplığına karar verildiği durumları da
içerir. Kıdem tazminatı üzerinde tüm kanuni mirasçılar hak sahibidirler (1475
sy. K. 14/1). Mirasçıların tümü yerine birine veya bir kaçına kendi payını aşan
tutarda yapılan ödemeler geçerli sayılmaz. İşçinin ölümünün doğal sebeplerle
gerçekleşmesi veya kendi ya da başkasının kusuru ile meydana gelmiş olması
kıdem tazminatı hakkını engellemez.
3.2.
İş Sözleşmesinin Fesih ile Son Bulması
Sözleşmenin
fesihle son bulması kıdem tazminatına hak kazandıran durumların en
kapsamlısıdır. İş sözleşmesi taraflardan oluşmaktadır bunlar İşçi ve
işverendir. Kıdem tazminatına hak kazandıracak fesih hallerini sözleşmenin işçi
tarafından feshi ve işverence feshi şeklinde olabilmektedir.
3.2.1.Sözleşmenin
İşçi Tarafından Feshi
İşçinin
kıdem tazminatına hak kazanacağı fesih hallerinden akdin işçi tarafından İş
K.24 Md. uyarınca feshidir. Madde metinine bakıldığında işçi “sağlık
nedenleri”, “ahlak ve iyi niyetkurallarına uymayan haller ve benzerleri”,
“ zorlayıcı nedenlere” dayalı fesih hallerinin düzenlendiği
görülmektedir.
Diğer
haklı fesih nedenleri içinde “muvazzaf askerlik” nedeniyle fesih,” yaşlılık
emeklilik /malullük aylığı veya toptan ödeme” almak amacıyla fesih, “emekli
olmadan emeklilik bağlantılı”fesih-yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen
sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi isteğiyle
işten ayrılması nedeniyle – işçiye kıdem tazminatı ödenir. ”Evlenme
nedeniyle” evlenen kadın evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde bu
yüzden iş sözleşmesini fesih ederek kıdem tazminatı alması mümkündür.
3.2.2.
Sözleşmenin İşverence Feshi
İşverence
iş akdinin sonlandırılması kıdem tazminatına hak kazandırır. Akdin işverence “ahlak
ve iyi niyet kurallarına aykırılık taşıyan haller ve benzerleri” tutumu
nedeni dışındaki işverence iş akdinin sonlandırılması nedeniyle kıdem
tazminatına hak kazandırır. Bu nedenle işverenin sözleşmeyi fesih etme halleri
daha kapsamlıdır. Bunları ifade etmeye çalışırsak işveren tarafından önelli-usulsüz-haksız-peşin
parayla- kötü niyetli fesih halleri vb. gibi sağlık sebeplerine ve
zorlayıcı nedenlere ve tutuklanma-gözaltı yüzünden devamsızlık dayanan fesihler
nedeniyle işçi kıdem tazminatına hak kazanmaktadır.
3.3.3.
Tartışmalı Haller
Kıdem
tazminatına hak kazanılan durumlar belirli olurken bazı durumlarda bu hakkın
kazanılması konusunda faklı düşüncelerde olmaktadır. İşçiye kıdem tazminatı
kazandırıp kazandırmayacağı, kazandırdığındaysa sözleşmenin kimin tarafından
sona erdirildiği tartışılan haller “statü değişikliği”, “askerlik ve
yasal ödev nedeniyle son bulma” ve “işçi sendikası yöneticilerinin”
durumudur. (4)
3.3.
En Az Kıdem Koşulu Gerçekleşmelidir
İşçinin
kıdem tazminatı alabilmesinin koşullarından birisi de kanunda belirtilen en az
kıdem koşulunun sağlanmasıdır. İşçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için
en az bir yıl sürmüş bir iş sözleşmesinin bulması gerekmektedir. İşçinin bir
yıllık sürenin tamamlamasındaki koşul, iş sözleşmesinin yapıldığı tarih değil
işçinin fiilen işe başladığı tarihtir. Belirtilen süre içerisinde geçen deneme
süresi, işçinin izin, tatil, dinlenme gibi çalışmadığı günler ve iş
sözleşmesinin askıda bulunduğu ( işçinin kanuni bir ödev dolayısıyla işten
ayrılması, işyerinde zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması gibi) süreler, bir
yıllık sürenin hesabında dikkate alınmalıdır. İşçinin sadece grev ve lokavtta
geçen süreleri kıdemden sayılmaz. (5)
4-Kıdem
Tazminatının Miktarı Ve Hesaplanması
Kıdem
tazminatını işçinin hizmet süresinin her bir yılı için 30 günlük ücreti
tutarında para olarak hesaplanır. 30 günlük ücret kıdem tazminatının tabanını
oluşturur. Bunun miktarını sözleşmeyle bir dereceye kadar artırmak mümkündür.
Yapılacak artırım sonucu işçiye kıdeminin her bir yılı için ödenecek kıdem
tazminatı miktarı –Devlet memurları kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna
5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu uyarınca bir hizmet yılı için ödenecek
emeklilik ikramiyesi- tutarını geçemez. Uygulamada bilinen kıdem tazminatı
tavanıdır bu. Tavanı geçen ödeme 4857 sayılı kanun ile 1475 sayılı kanunun 98.
md’ ni yürürlükten kaldırdığı için her hangi bir cezai uygulamaya tabi de
değildir, yani tavanda her hangi bir sınırlama yoktur. Kıdem tazminatına esas
alınacak ücret işçinin “bir günlük” ve “ son ücreti”
dir. İş karşılığı olmayan ödemelerin ( ücret eklerinin ) hesaba
katılabilmesi için onun “yasa ve sözleşmelerden doğması”,” süreklilik”
arz etmesi ve “ para yahut parayla ölçülebilir “ nitelik
taşıması gerekir.
5-
Kıdem Tazminatı Ödenmesi Ve Faizi
Kıdem
tazminatı iş akdinin son bulması ve kanunda öngörülen halleri sağlamasıyla
doğar. İşçi için kıdem tazminatı bir alacaktır. İşveren açısından ise bir
borçtur. İş sözleşmesinin son bulduğu tarihte ödenmesi zorunlu hale gelen bir
edinimdir.
Emeklilik
durumunda Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) emekliliğe hak kazandığını gösteren
(SGK’dan alınmış) resmi yazının işverene sunulduğu tarihte kıdem tazminatına
hak kazanır. Ödeme alacaklının ikametgâhında yapılır. Sözleşme ile başka bir
yerde yapılmasına da karar verilebilir. Genelde son zamanlarda işçinin
bankasına yapılmaktadır. Kıdem tazminatı alacağı bir başkasına devir de
edilebilir. Ödemenin ilke olarak tam/bütünlük içerisinde bir defada yapılması
gerekir. Taraflar kendi aralarında anlaşırlarsa taksitle de ödeme imkânı
uygulanabilmektedir.( 9.HD 28.12.2004,5479/29748).
Kıdem
tazminatının ödemesinin gecikmesi halinde borçlunun gerekilen süre için gecikme
faizi-temerrüt faizi isteme hakkı vardır. Kıdem tazminatı Türk parası olarak
ödenecek ise gecikme faizi “mevduata uygulanan en yüksek faiz’dir.
Yabancı para ile ödenecek ise o parayla açılan mevduata, devlet bankalarınca
ödenen en yüksek faiz ile ödenir.(6)
Dipnotlar
1-Ercan Akyiğit, İş Hukuku, Ankara, 8.bs., Seçkin, 2010,
s.191.
2- Haluk Hadi Sümer, İş Hukuku, Konya, 2011, 16.
Bs., Mimoza yay.,s.117.
3- Akyiğit, a.g.e, s.194.
4- Akyiğit, a.g.e, s.202.
5- Sümer, a.g.e, s.119.
6-Akyiğit, a.g.e, s.212.
Yorumlar (0)